top of page

Market Research Group

Public·34 members

Insan Sevdigine Benzermis



Birlikte iş görmek, birlikte yolculuk etmek, birlikte yaşamak isteyen karı-koca gibi insanlar arasında öncelikle bir uyumun olması şarttır. Bu uyum da karşılıklı saygı ve sevgi temeline dayanır. Tek taraflı sevgi ve saygı uyumu sağlamaya yetmez, ortada düzen diye bir şey kalmaz, kurulan beraberlikten de hayır gelmez.




Insan Sevdigine Benzermis


Download: https://www.google.com/url?q=https%3A%2F%2Ftinourl.com%2F2uhQxg&sa=D&sntz=1&usg=AOvVaw021VEfJSedk8Am_97PlafA



Her canlı gibi insan da yaşar ve ölür. Her insanın da Yüce Allah tarafından takdir edilmiş bir ömrü vardır. İnsan bunu ne uzatabilir ne de kısaltabilir. Ecel saati gelen kimse bir nedenle ölür. Ancak ölüm nedeni olarak gösterilen hastalık, kaza gibi bir şeyler aslında bir bahanedir. Asıl neden kişinin kendisine takdir edilen yaşam süresinin dolmasıdır.


Bir işten sağlıklı bir sonuç almak istiyorsan onu sağlam temel üzerine oturt. Nitelikli tohumdan güzel ve bol ürün alındığı bilinen bir şey. Bunun gibi nitelikli insan, nitelikli araç ve gereçle iyi iş yapılır; olumlu sonuç alınır.


Nasıl ki bir değirmenin dönüp buğdayı öğütebilmesi için rüzgâra ihtiyacı varsa, insanın da birtakım ihtiyaçlarını karşılaması, işlerini görebilmesi için diğer insanlara ihtiyacı vardır. Çünkü toplum hayatı yardımlaşma esası üzerine kurulmuştur, insan tek başına bütün işleri yürütemez ve başarıya ulaşamaz.


Gençlik, insanın en verimli çağıdır. Güç ve enerji doludur. İnsan işte bu dönemde çalışıp para biriktirmeli, mal-mülk sahibi olmalıdır. Çünkü ihtiyarlayıp gücünü yitirdiği, çalışamadığı dönemde ona ihtiyaç duyacaktır. Elinde olduğu için de rahat yaşayacak ve sıkıntı çekmeden gün geçirecektir.


Sağlıklı bir insan organizmasında birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla fizyolojik görevlerin aksaması, dolayısıyla sağlığın bozulması son derece tabiîdir. Bu sebeple, hasta olmamak için önceden tedbir almalı, her halükârda hastalığa yakalanırsa da bunu büyütmemeli insan.


Hiçbir insan tam değildir. Her insan bilerek ya da bilmeyerek yanılıp yanlışlığa düşebilir, suç işleyebilir, günaha girebilir. Kusurları bakımından insanlara fazla yüklenmek doğru değildir. Önemli olan insanların hatalarını yüzüne vurmak değil, hatalarını azaltmada onlara yardımcı olmaktır.


Mikelanj fenomenine göre; bir heykeltıraşın heykeli yontarak şekil vermesi gibi insanlar da zaman içerisinde birbirlerinin biyolojik yapısını şekle sokuyorlar. Beyindeki ağ üzerinde yol alarak durumu kalıcı hale getiren çiftler, bir süre sonra kardeş gibi benzemeye başlıyorlar. Peki, bu olayın Michelangelo ile bağlantısı nedir? Gelin, bu ithafın altında yatan nedenlere bir göz atalım...


Daha önce yapılan bir çalışma da farklı kişilerin özelliklerinin harmanlandığı görüntülerle ilgili benzer bir bulguya ulaşmıştı ve aynı zamanda insanların bilinçaltında karşıt cinsiyetteki ebeveynlerinin özelliklerinden etkilendiği keşfedilmişti. Çalışmaya katılanlar, karşı cinsten ebeveynlerinin bir resmi ekranda hızla göründüğünde, bilinçaltında tanıdık bir yüz için hazırlandıklarını ifade ederek, başkalarına ait görüntülerin daha çekici olduğunu söylediler. Karma ırklardan olan insanların görüntülerine bakarak gerçekleştirilen 2018 tarihli farklı bir çalışmada ise cinsiyetten bağımsız olarak, katılımcıların ebeveynlerini andıran insanlarla tanışma ve eşleşme eğilimi taşıdıkları görüldü.


Şeyhlik neticede insanların temsil ettiği bir makamdır. Bu itibarla zaman zaman bozulma da gayet tabiidir. Ancak bu benzetmeyi Hristiyanlıktaki ruhban sınıfıyla yapmak yanlış olur. Çünkü hristiyanlıktaki ruhban sınıfı statü itibarıyla tasavvuftaki şeyhlikten çok farklılıklar arzeder. Bir defa ruhban sınıfı, ruhban hayatı yaşamaktadır. Toplumdan kopuk, evlenmeyen ve kendilerini toplum hayatının her türlü sorumluluklarının dışında gören râhibler ile toplum hayatının içinde ve yaygın eğitim veren tekke şeyhleri bir değildir. Ruhban sınıfındaki bozulma fıtratı zorlayan yapısından kaynaklanmaktadır. Tekkelerde görülen bozulma ise toplumun genel yapısında meydana gelen gerileme ile orantılıdır. Toplumun bütün müesseseleri çok iyi çalışıyor da tekkeler ve şeyhlikler bozulmuş değildir. Tekkelerin bu konuda belki en tenkid edilebilir özelliği, bazı tekkelerde uygulanan babadan oğula geçen şeyhlik sistemidir. Çünkü bu uygulama, liyakati olmayan kimselerin tekke şeyhliklerine geçmesini daha da kolaylaştırmış ve bozulmanın hızlanmasına katkıda bulunmuştur.


71- Tarikatlarda insanların mürşidlerine karşı ifrata varan tavır ve davranışları var. Halbuki Hz.Peygamber (s.a.) böyle davranışları yasaklamış, insanlara aralarında peygamber varken bile tabiî olmalarını tavsiye etmiştir. Bırakın mürşidleri, halifeleri bile öyle sulta kurmuşlar ki soru sormak yasak; tam itaat isteniyor. Bu gibi haller tabiîliği aşmıyor mu?


-Sâlik, tevbe ile intisâb ederek yeni bir hayata başladığından eski alışkanlıklarını terkedecek ve kendisini kulluk zeminine çekecektir. İntisâb insan hayatında önemli bir karardır. Bu yüzden bu kararı vererek kendisine yeni bir hayat standardı getirmiş olan sâlik, hem Allah ile ilişkilerinde hem şeyhi ile ilişkilerinde, hem de çevresindeki insanlarla ilişkilerinde daha dikkatli olmalıdır. Yeni hayata geçiş sürecini sağlıklı bir biçimde tamamlamalıdır. Bu dönemde şeyh ve ihvanı ile sık sık görüşmesi yararlıolur. Terkettiği dünyevi şeylere dönüp bakmamalıdır. Kendisine tarif edilen belli bir düzen dâhilinde varsa kaza namazlarını kılmalı, oruçları varsa tutmalı ve infâkta bulunmalıdır. İlk heyecan insan hayatında önemlidir. Tarikat ve tasavvufa intisabın ilk heyacânını yaşayan insanlar, bunun kıymetini bilmeli ve fakat hemen erecekmiş gibi, bir hevese kapılmamalıdırlar. Çünkü şeytan ve nefis insanı böyle zamanlarda bu tür duygularla yanıltabilir. Kendi durumunu başkalarıyla kıyaslamak durumuna da düşmemelidir.


101- Tasavvufta, kalbi kara insanlarla oturmanın manevi hali etkileyeceği ve bundan sakınılması gerektiği belirtiliyor. Eğer biz, bu insanlardan kendimizi sakınırsak, bunlara kim yol gösterecek?


3- Arkadaşlık ve sohbeti mikrop gibi olanlar. Bunlar fâsık ve fâcir insanlardır. Haramları açıkça işleyen, farzları yapma kaygısında bulunmayan, günaha dalmış kişilerdir. Böylelerinin kötü tavır ve alışkanlıkları bir mikrop gibi insanlara bulaşır.


4- Arkadaşlık ve sohbeti zehir gibi olanlar. Bunlar da inançsız, mülhid ve ateist insanlardır. Öylelerinin iman nurundan mahrum ve inkâr ile kararmış kalbleri, bir zehir gibi çevresini etkiler.


Kerametlerde elbette şeriata uygunluk aranır. Özellikle kevnî ve manevî kerametin keramet olabilmesi için inanan insandan ve şeriat ölçüleri dâhilinde olması gerekir. Varidat ve ilham türü vakıalarda da ölçü kitap ve sünnete uygunluktur. Şeyhlerin bir kısmu bu anlayışı şöyle sistematize etmişlerdir: Gönlüme bir vârid ve ilham geldiği zaman ben şeriat ölçülerine göre iki şâhid isterim. Eğer iki şahidi yoksa tabul etmem. Bu iki şâhid kitap ve sünnettir.


İnsanın büsbütün beşerî sıfatlardan sıyrılması anlamında dünyadan el etek çekmesi beklenemez. Aslında insandan istenen ve beklenen, gönlündeki dünya sevgisini çıkarmak ve dünya-perest olmaktan kurtulmaktır. İnsanın dünya nimetleri içinde yüzmesi sevgisi gönle yerleşmedikçe zühde engel teşkil etmez. İnsandan melek olması elbette beklenemez. Ama insan nefsinin isteklerini frenlemesini öğrenmeyince tûl-i emele çabuk mağlûb olur. İnsandaki ebediyyet duygusu çoğu zaman hedef şaşırarak ebediyyeti dünyada ve dünyalık şeylerde sanmaktadır. Tasavvufta dünyaya karşı zühdde aşırı uyarı, bu sebepledir. İnsanları melek yapmak için değil. 041b061a72


About

Welcome to the group! You can connect with other members, ge...
bottom of page